Ne doğan güne hükmüm geçer, Ne halden anlayan bulunur; Ah aklımdan ölümüm geçer; Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur. Ve gönül Tanrısına der ki: – Pervam yok verdiğin elemden; Her mihnet kabulüm, yeter ki Gün eksilmesin penceremden! Cahit Sıkı Tarancı Facebook’ta paylaş FriendFeed’de Paylaş Linkedin’de Paylaş Twitter’de Paylaş
Seçkin bir kimse değilim ismimin baş harfleri acz tutuyor Bağışlamanı dilerim Sana zorsa bırak yanayım Kolaysa esirgeme Hayat bir boş rüyaymış Geçen ibadetler özürlü Eski günahlar dipdiri Seçkin bir kimse değilim İsmimin baş harflerinde kimliğim Bağışlanmamı dilerim Sana zorsa bırak yanayım Kolaysa esirgeme Hayat boş geçti Geri kalan korkulu Her adımım dolu olsa İşe yaramaz
Şaşacak ne var bunda bilmem, Pijamayla başka adamsam, Elbiseyle başka birisi, Tıraş da beni değiştirir, Ayakkabı boyası bile. Ya hava, ya günün saati: Ya kahvesini içtiğim dost? Hepsinin hakkı yok mu bende, Geçen kadının gülüşünden Elimdeki mektuba kadar? İcap etmez mi hoş görünmek Üsküdar’daki akrabaya, Ancak yılda bir uğradığım. Ben de bir insanım nihayet. Cahit
Bugün hava güzel, Bugün içim içime sığmıyor. Annemden mektup aldım, Memlekette gibiyim. Allaha çok şükür karnım tok; Elimi uzatsam kahve fincanı dudaklarımdadır. Kuşlar kaçmıyor benden; Bir güvercin kanadında okşuyorum Göklerin maviliğini. Serçelerin cıvıltısıyla siniyor içime Ağaçların yeşilliği. Bulutların ipek gölgesi Çocukların yüzünde hışırdıyor. Çember çeviriyorum çocuklarla beraber Elime çember almadan. Düşüncelerimi nura garkeden güneşe
En güzel günlerimin üç mel’un adamı var: Ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye en güzel günlerimin bu üç mel’un adamını yer yer tırnaklarımla kazıdım hatıralarımın camını.. En güzel günlerimin üç mel’un adamı var: Biri sensin, biri o, biri ötekisi.. Düşmanımdır ikisi.. Sana gelince… Yazıyorsun.. Okuyorum.. Kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa, insanın bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..
